Peri Masalları ve İnsan İmgesi

Bu yazı, Sharifa Oppenheimer’in başlangıçta WECAN tarafından yayınlanan, 2007 yılında Steiner Books yayını olarak çıkan ‘What is a Waldorf Kindergarten?’ adlı kitabından aşağıdaki bölümlerinin yine WECAN’ın izniyle  Ayşen Sert tarafından çevrilmesiyle yayınlanmaktadır. İsteyenler kitabı www.store.waldorfearlychildhood.org adresinden temin edebilirler.

Bölüm 5:  Fairy Tales and the Image of the Human Being, Helmut von Kügelgen

Öykü yaratma yeteneğimiz, hatta zorunluluğumuz en insanca yetilerimizden biridir. Öyküler sayesindedir ki gelişmekte olan çocuk ruhu, insan olmanın ne demek olduğunu anlamaya başlar. Süt çocuğu, “Şimdi altını değiştirelim…. hah böyle daha iyi hissediyorsun. Artık biraz kestirmeye hazırsın,” gibi günün basitçe öykülendirilişinde insan yaşamının yayılan ritminin farkına varmaya başlar. Yeni yürümeye başlayan çocuk için evdeki ya da arka bahçedeki basit faaliyetlerin anlatımı, bu biçimlendirici etkiyi sürdürür. Küçük çocuğu seven yetişkin, mutfak penceresinin dışındaki nar bülbülü ailesinin öyküsünü anlattığında çocuk, yeryüzündeki hayatın belli bir resmini oluşturmaya başlar. Bu, medyadan sabah haberlerinde duyduğu savaş ya da küresel ısınma haberleri ile biçimlendirdiği yaşam duygusundan çarpıcı şekilde farklıdır.

İnsan bilincini ve alınyazısını biçimlendiren öykülerin gücü, öteden beri gayet iyi anlaşılmıştır. Toplumlar, her zaman öyküleri insan davranışlarını etkilemek ve biçimlendirmek için kullanmışlardır. İnsanın seçimlerinin yol açtıkları, sonuçları, ödülleri öykünün içinde gösterilir. Öykü aynı zamanda insanlığın yeryüzündeki ruh yolculuğunu hatırlatmak için de kullanılmıştır. Bütün dünyada öyküler, insanların kendi kozmik kökenlerine yolculuğunu ve evine nasıl geri döndüğünü anlatmıştır.

Yirmi birinci yüzyılda öykünün gücü hala anlaşılmaktadır. Ne yazık ki öyküler, insanlara mutluluğun sadece sonsuz ürün çeşitliliğinden birini seçip almak ve tüketip yenisini almak olduğunu söyleyen reklamcılar ordusu tarafından kullanılmaktadır. Sevinç vericidir ki, kendileri ve diğerleri için karşılıklı saygıya dayanan bir dünya isteyen yeni gelecek yaratıcıları da öyküleri kullanmaktadır. Fakat bu öykü aracını elinde tutan en önemli güç, geleceğe çocuklarının kalbi aracılığıyla dokunan anne-babalar ve eğiticilerdir.

Bu makalede, peri masalları imgelerinin çocuklar için nasıl sadece insan olmak yolunda bir çabalama ve geliştirici kışkırtmalardan ibaret olmadığını, aynı zamanda ruhun çeşitli niteliklerinin de bu geliştirici zorluklarla karşılaşması ve üstesinden gelmesi gerektiğini gördük. Burada, ergenlik çağında ortaya çıkan eleştirel düşünce kapasitesinden ziyade, bir doğal süreç olarak peri masalı karakteriyle özdeşleşen çocukların öykünün sonuçlarından iz sürerek nasıl da kendi yolunu bulabildiğini görürüz. Bu kalp uyumlanması sayesindedir ki, her biri olabileceklerinden daha bilinçli olarak kendi yollarında yön bulabilirler.

PERİ MASALLARI İNSANLIĞIN ÇOCUKLUK ÇAĞINDA OLUŞMUŞTUR, kökleri başka bir bilinç durumunun içinden çıkar. Günümüz yetişkininin bilincine hazinelerini ancak, düşünme tarzımızın başkalaşım ve gelişim geçirmiş olduğunun ayırdına vardığında açar. İnsanlık tarihini, bilincin başkalaşım ve gelişim geçirmesi olarak anladığımız zaman, bizi çok daha derinden etkiler. Duygularımızı ışık saçarcasına yayan, imgelerle dolu rüya benzeri deneyimsel bilincimiz, bilimsel olarak eleştirel, gözlemci, dikkatli, düşüncelerle dolu uyanık bilincimizden önce gelir. İnsanoğlunun manevi dünya, yaratılış,  yerin, kaderin, hayat ödevlerinin anlamıyla ilgili bilgi birikimi, antik gizemler tarafından mitolojinin imgelerine ve dinsel geleneklerin esinlenmelerine damgasını vurmuştur. Böylece güneşin, ayın, yıldızların, hayvanların, bitkilerin, taşların arkasında yatan gerçek, hala imgelem ve insan duaları üzerinden anlatılabilir. Masallar ayrıca, insan hayatının dönemeçli patikalarında, bütün bu düşüşle, şiddet veya çekicilikle mücadelede neyin ortaya çıktığını anlatır ki, bu da doğmamışlıktan varlığa adım atan ve bununla birlikte ölümün içindeki ölümsüzlüğü fark eden insanlığın özüdür.

Peri masalları sözü edilen o gizem dillerinin kalıtlarıdır ve çocuklar insan bilincinin tüm bu safhalarının içinden geçerler. Bu nedenle de çocuklar, masal imgeleriyle birlikte yaşar, onlar tarafından ısıtılır, bir daha, bir daha tamamlanırlar. Gizemlerin içindeyken kişi, duyuların arkasındaki modeller ve kuvvetler hakkında doğrudan bir spiritüel bakış açısı öğrenir ve uygulardı. Masallar, dünya dinlerinin kadim inançlarının ve kültlerin de yaratıldığı bu hakikat kaynaklarından, çocukların henüz yansıtma yapmayan, deneyimsel bilinçlerine de seslenirler; çocuklar da sonra bu kaynaklardan insanlıklarının içsel biçimlendirici gücünü yaratırlar. Bu nedenle modern, bilimsel bilince ruhsal algılamanın gücünü yeniden kazanmasının meditasyon yöntemleri ve uygulamalarını gösteren Rudolf Steiner, masalların çocuğun ruhuna sağaltıcı etkileri olduğundan söz eder. Yapılanma ve büyümenin kozmik güçleri, çocuğun bedenini giderek daha dünyevi ve sağlam biçimlendirir. Aynı güçler, masallardaki imgelerin manevi gerçeklerinin dışsal biçimi içinde de çalışarak, çocuğun sağlıklı yaşam gücünü besler. “Tıpkı bedenin kendi içinde besleyici maddelerin dolaşıma girmesine ihtiyaç duyması gibi, insan ruhu da peri masallarının özünün damarlarından akmasına kaçınılmaz bir şekilde ihtiyaç duyar.”(Rudolf Steiner)

Masalları içsel ve dışsal ihtiyaçlarımızın temel sorularına verilen yanıtlar olarak yorumlayabiliriz. Hatta henüz peri masallarının tam anlamını bir sanatçı duyarlılığıyla deneyimlememiş olanlarımız için bile, daha açık kavramaya ulaşmak olasıdır. Bunun için hazırlık çalışmaları yürütülebilir. Modern insanlar, içlerinde çocuk için sevgi geliştirmek, bu sevgiyi kazanmak zorundadırlar. Çünkü içtenlikli ilişkiler artık yok ve modern insan bütün insanlığın çocukluğundaki kendi iç anlamını edinmek zorunda. Bu yüzden masalların ruh halini ve gerçekliğini yeniden yaratmak için hala zahmete girmeye değer.

Novalis “Şiir, zihnin açtığı yaraları iyileştirir” der. Bununla ruhsal olmayan, akılcı, bilimsel yöntemin sunduğunda daha derin bir gerçekliğin olduğunu söylemek istemektedir. Masal çağındaki ve hatta daha küçük çocuklara yapılacak her açıklama bu şiirle yoğrulmalıdır. Zamanı geldiğinde öğrenilmesi gereken hücre bölünmesi, kromozomlar hakkında özür dilercesine yapılan açıklamalar, insan doğumunun hazırlanışına dair gerçeklerden pek bir şey aktarmamaktadır. Kalıtım, insan sevgisi ve kendi yazgısını bulmaya çalışan Ego’nun ruhu işin içindedirler.  Bunda gökyüzü ile yeryüzünün de payları vardır. Raphael, çocuğunu maddi dünyaya taşıyan Meryem Anayı çevreleyen mavi arka planı, henüz doğmamış olanların yüzleriyle doldurdu.

Acılar içinde, annesinin vücudundan dünyanın ışığına çıkmaya cüret eden küçük bir insan bedeninin doğum anına tanık olan biri, şu kaygı verici sorunun farkındadır: yaşamın ruhu, ilk nefesi ve ilk çığlığıyla henüz yaşama yetisine sahip olmayan bedenine taşınabilecek midir? Aynı zamanda, nefesin ritmiyle ruh içine girdiğinde ve doğum gerçekleştiğindeki harika sevinci de bilir. Küçük toprak topağı, Tanrı’nın nefesi tarafından sevgiyle canlandırılır. İncil’deki yaratılış öyküsündeki bu resim, parlak gerçeği ifşa eder: Tanrı, yaşam nefesini Adem’in içine üflemiştir.

Gerçeği anlama arzumuz, manevilikten yoksun açıklamalar sunmanın bahanesi olmamalı, özellikle insanlıkla ilgili gizemlerle uğraşırken, kendi yazgısıyla bizimle en dokunaklı şekilde bağlantı kuran yeni, küçük insan ciddi şekilde bir aile ya da ilgili belli bir sayıda insanın yazgısını tamamen değiştirdiğinde. İnsanın, manevi habercilerin kanatları üzerinde yeryüzüne yönlendirildiğine inanan çocuğun dokunaklı kesinliği, maddeci biyolojinin yarım gerçekliği ve insanın başlangıcının fiziksel beden olduğu açıklaması ile değiş tokuş edilmemelidir! Leylek masalı doğrudur. Maddeci dünyadaki yeni yorumu, onun duygusal, alaycı “çıplak maymun” bakış açısı, leylek simgesinin gücünü tahrip etmiştir.

Biz, gerçek peri masallarının eski bilgeliği ortaya çıkarmasına minnettarız. Bu bilgelik, değişimin, sihrin ve çözümün simgeselliğini ve insanlığın gizemini bir daha, bir daha anlatır. İnsanların manevi kökenleri, deneyimleri, değişimleri, zaferleri ve çözümleri betimlenir. Çocuk, onlarla hemen geleceğe yönelik olarak yakınlık kurabilir. Bizlerin, kuyuda boğulan kurdun etrafında yapılan dansta gördüğümüz ‘zalimlik’, çocuk için, kötüye karşı iyinin kutsanmış olan zaferinden daha fazlası değildir. Bu zafer, çocukların hayat yolundaki ilk adımlarında mükemmel donanımlı biçimde duydukları güveni onaylar. Erişkinlerin onlar için bu tür resimler betimlemeleri, onlar dünyada veya kendi içlerinde ilk kez kötüyle karşılaştıklarında, yaşadıkları hayal kırıklıkları ile başa çıkabilmelerini sağlar. Böylece masallar, aynı zamanda kötüye karşı mücadele edilmesi gerektiğini öğretirler.

Üç-dört yaşındaki sağlıklı bir çocuk ‘Yıldız Para’ masalını yüz gece boyunca her seferinde artan bir sempatiyle dinleyecektir. Bu masaldaki kadar çocuğun içine işleyen, bir hayali, ruhuna iyi gelen bir tabloyu deneyimlediği bir kanıt daha yoktur. Bir kere ilgilenmekle meseleyi bitiren sadece zihindir, duygu ya da irade değil. Sanat, düş gücü ve dinsel hakikatler önünde daima yeniden kala kalırız, yükseltiliriz ve irade gücümüz ulaşabileceği en iyiye doğru desteklenerek kuvvetlendirilir.

Her insan içsel yaşamı, arzusu, duyguları için ve son olarak da düşünce ruhu için bir faaliyet alanına ihtiyaç duyar. Çocuklar da bu faaliyet alanına, yetişkinlerin yaptığı gibi ruhlarını güçlendirmek için ihtiyaç duyar. Eğer ben, çocuklara masalların imgelerini ve dilini sunmazsam, onların ruhları boş konuşmalarla beslenecektir. Araba yapmak, para meseleleri, saçma, yaratıcı olmayan numaralarla dolu günlük konuşmalar, ruhlarının alanlarını yönetecek, bu tarlaları zararlı otlarla doldurulacaktır.

Çocukların kelime hazinesi geliştiği gibi deneyim kapasiteleri de gelişir. Deneyim kapasitesi geliştikçe, yaratıcılığın sevinciyle iç krallık da gelişir. Aynı masalı defalarca dinleyen çocuklar, belki sonra masal eylemlerini kendileri ortaya koyacak, yaşayacak, yaşamsal önemi olan masal karakterleriyle derinlemesine uğraşacaklardır. Böylece “masal çocukları” okulun ilk yılında, dünya masalıyla kandırılmış akranları arasında belirleyici bir üstünlüğe sahip olurlar. Büyük bir farkla deneyimlerler, daha çok deneyimlerler, kendilerini kelimelerle ya da sanatla tam olarak ifade edebilirler. Açıktırlar, daha iyi dinlerler, yaratıcı çalışmalarda daha çok keyif alırlar. Düşüncelerini, kelime hazinelerinden aldıkları alışılmadık kelimeler içeren iyi yapılandırılmış cümlelerle biçimlendirirler.

Peki, peri masalı filmleri neye hizmet eder? Sevgi ile dile gelende filizlenen düş gücünü, masal duygu durumunun betimleyici kelimelerini, sabit, endüstriyel olarak üretilmiş resimlere çevirirler. Onlar düş gücünü kelepçeler ve imha ederler. Peri masalı filmleri çocuğun sığınaklarını yıkar, resimlerin akıl çelen biçimlerdeki etkisiyle çocukların ruhuna basmakalıplığının damgasını vurur. Otto Gebuhr’lu Fredericus-Rex filmini görmüş olan yetişkinler bile kendilerini zar zor bu damgalanmış imgeden kurtarabilir ve yalnız Prusya kralının yaşayan, imgesel resmini bir kez daha yaratabilir. Walt Disney’in “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”ini görmüş bir çocuk, doğadaki gerçek güçleri hissetme ve duygu dünyasındaki ruhsal gerçekliği aktif ve yaratıcı olarak deneyimleme yetisi açısından kandırılmıştır.

Çocuklar tamamlanmamış yetişkinler değildir, ama bilinç durumları onların, yetişkinlerden daha fazla ruhsal gerçekliğe yakın durmalarına izin verir.  “Eğer küçük çocuklar gibi olmazsanız…” geriye dönüş yok demektir. “Cennetin Krallığında” olan çocuk, hala onun koruyuculuğunda, bilinçsiz ve rüyadadır. Çocuk olmaya çalışan, gelecek günlerde Cennetin Krallığı’na hükmedecek olan yetişkin, manevi dünya bilgisine ulaşmayı başarmış kişidir. Peri masallarının dilinde, çocuk ve öğretmen ortak bir dile sahiptir.

Helmut Von Kügelgen,

Almanya, Uluslararası Waldorf Yuvaları Birliği


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir