Eğitmen Semineri, 3. Euritmi Gösterisi

Sevgili Eğitim Sanatı Dostları,

Waldorf Pedagojisi Erken Çocukluk Eğitmen Eğitimi Semineri katılımcılarımızla birlikte hazırladığımız üçüncü Euritmi gösterimizi 7 Ağustos 2016’da gerçekleştirdik. Öncelikle Euritmi eğitmenimiz sevgili Roberto Pellacini’ye , tüm katılımcı arkadaşlarımıza ve bize destek vermeye gelen dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

Eğitim Sanatı Dostları Derneği

Eurythmie

Çağdaş bir devinim sanatı olarak Eurythmie

Rudolf Steiner 1912 yılında yeni bir devinim sanatı olan Eurythmie’yi yarattı. Bu devinim sanatı, görünür hale gelen şarkı, görünür hale gelen dil olarak anlaşılmış ve geliştirilmiştir. Böylece, klasik baleye, pantomime ya da modern dansa baş vurmadan her sesli harfe, her sessiz harfe, her sese ve ses aralığına söz ve ses sanatının yasalarına dayanan bir devinimsel niyet alanı açılmaktadır.

20. yüzyılın başlangıcında oluşturulan bu sanat biçim, renk, ses ve tınının içsel algılama sürecine, dıştaki nesneden ayrı (mutlak, yani ruhsal ve tinsel olan için saydam) ve uygun bir biçim ya da tınısal bir gerçeklik vermeye çalışır.
Modern sanat araçsal olanın, arı tinsel-ruhsal olanın içinde görünür hale gelebileceği varlığına doğru bir hareket halindeydi. Eurythmie de aynı yaklaşımla, topluca insan organizmasının ve doğanın düzenlerini ve yapılanma süreçlerini yansıtır ve orada etkin ama gizli biçimlendirme güçlerini açığa çıkarır. Bu sırada sözün, sesin ve tınının kendine özgü devinimleri ve davranışları ile onlarda etkin olan biçimlendirici kuvvetler, insanın biçimi ve devinimleri üzerinden içsel yaşantıya dönüşür.

Eurythmie sözcüğü eski Yunanca ‘Eu  –  iyi, güzel, hakiki, doğru’ ile ‘rythmos – kendi içinde düzenli süreklilik’ sözcüklerinden meydana gelmiştir ve “güzel ya da gerçek ritim” anlamına gelir.

Ritim, karşıtlıkların birbirleriyle karşılaştığı ve iletişim sonucu bir aracılık, bir uzlaşma aradıkları yerde ortaya çıkar.  Örneğin kalbin ritmik çifte nabız atışı, küçük ve büyük kan dolaşımı arasındaki oranı düzenler. Böylece soluk alıp verme ritminde, içerisi ile dışarısı arasında bir değiş tokuş, soluk alma ile soluk verme arasında, büzülme ve genişleme arasında  ahenkli bir karşılıklı etkileşme ortaya çıkar.

Kutupsal kuvvetlerin ortaya çıktığı her yerde ritmik düzenler ve canlı dengeleyici karşılıklı etkileşim oluşur. Ruhsal olarak sempati ile antipati, gerilim ile gevşeme, sevgi ile nefret, sevinç ile hüzün, gülme ile ağlama; doğada sularda ve sıvılarda gel git, sıcak ile soğuk, gece ile gündüz, büyüme ile çürüme, yüksek ve alçak basınç sayılabilir.

İnsan yaşamı boyunca mevsimlerden, gelişim safhalarından, büyüme, beslenme ile uyuma ve uyanma safhalarından ritmik olarak geçer. Böylece sürekli doğanın ritmine ayak uydurur.  Ancak düşünce ve imgelem, yani bilinç kutbu bu ritme bütünüyle karşıt kutuptadır. Düşünme ile duyumsama arasındaki bu gerilim alanında insanda soluk alıp verme ritmi tarafından taşınan, ses ve söz sayesinde kendini dışa vurma, kendini ifade etme olanağı ortaya çıkar. Eurythmie’de bu ifade, uzuvların devinimine, arzu ve isteklerin alanına kadar taşınır. Kısacası insan, kendisini Makrokosmos içinde bir Mikrokosmos olarak idrak eder. İç organlardan kalp, akciğerler, mide, barsak, karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve dalaktan oluşan sindirim sistemi – hepsi ritmik devinimlerle çalışırlar.

Eurythmie devinimi, biçimlendirme aracı olarak kutupsallığı ister. Kuvvet ile karşı kuvvetin birlikte oyunundan canlı devinim, ifade ortaya çıkar. Bilinçli yapılan devinim sırasında, kutupsallık ruhun kendine uygun ifade aracına dönüşür.

İnsan Ben’inin etkinliklerini maddesel olanda, canlı olanda ve ruhsal olanda gözlemleyebiliyoruz. Ama insana özgü olanı bir de çok özel bir yetenekte, dilde algılıyoruz. Ruhsal yaşantı ya da düşünsel bir içerik dil üzerinden dışa vurulur.

Bunun için karmaşık bir organa, gırtlağa ihtiyacımız vardır. Gırtlağın işitilebilir dili oluşturmak için son kerte ayrışmış bir devinim yeteneği vardır. Bu dil yeteneği Eurythmie ile insanın tüm devinim organizmasına aktarılmakta, böylece bu devinim gırtlak deviniminden oluşan dilin görünür ifadesine dönüşmektedir. Nasıl ruhsal-tinsel olanı dilde dışa vurabiliyorsak, dilin düzenli devinimlerle dönüştürülmesi sayesinde Eurythmie’de de insanın tümü ruhsal-tinsel olanın ifadesine dönüştürülmektedir.

Canlı olanın biçimlendirilmesi, ruhsal olanın yönetimi ve bireysel olanın dışa vurulması olarak yaşadığımız Ben’in yetenekleri, sanatsal biçimlendirilen devinime dönüştürülür.

Eurythmie sanatı çalışmaları baştan itibaren eğitsel-öğretsel ve hijyenik-terapisel alıştırmalarla bağlantılı düşünülmüştür. Örneğin toparlanma, büzülme ve yayılma, genişleme; gülerken olduğu gibi yayılmada kendimizi özgürleştiririz, ağlarken ise kendimizi geri çekeriz, büzülürüz.
Bu alıştırmalar sırasında sevinç ve acı, ruhun ilk yaşantıları olarak, soluk alıp verme, dünyaya bağlılık ve içine çekilme, kapanma gibi durumlar en iyi biçimde dışa vurulur. İçsel ve dışsal devinim yeteneğinin çeşitli yanları ön plandadır: gerilim ve çözülme, uyarılma ve sakinleşme, yoğunlaşma, uzamda yön bulma, belleğin güçlendirilmesi, iradenin güçlendirilmesi, kutupsallık, uyumluluk…

Bu devinim alıştırmaları ruhun içsel dengesini ve kozmik bağlantılarını bedensel temelde desteklerler. Ruhun bu dengesini görünür kılmak ve gelişiminde güçlendirmek, zamanın hasta edici etkilerine önlem olarak korumak Eurythmie’nin önemli görevidir. Eurythmie sahne sanatı olarak, pedagoji dahilinde ve şifa sanatı olarak uygulanır. Ruh kazanmış devinim olarak okulda spor derslerini destekler. İçsel hareketliliği eğitir, karmaşık ve değişken bağlantıları algılamaya yardımcı olur, böylece toplumsal duygu ve sezgileri destekler.

Waldorf Pedagojisi antroposofinin insan anlayışından hareketle, hastalığı “normal” sağlıktan bir sapma olarak değil, tersine insanın bedeni, ruhu ve tini arasındaki bir uyumsuzluk olarak kavrar. Bu nedenle öncelikle tamir edilmesi gerekir düşüncesinde değildir. Ama bu üçlü birlikteliğin çocuklukta ve gençlikte bilinçli bir şekilde ele alınan uyum sağlama çalışmalarıyla, insanın kendi kendini sağaltmasına imkan verilir ve böylece yaşamda bir adım daha ileri gidilmiş olur. Yani sağlığın kökenini ve gelişimini düşünürsek, sağlık bütünsel anlamda acı ve ağrının yokluğu ile kendini iyi hissetme duygusuna indirgenemez. Sağlık enerjidir, aktif bir şeydir, öğrenmeye ve çalışmaya hazır olma, iyi işbirliği, dayanıklılık, verimlilik ve yaratıcılık demektir. Sağlık için yedi ölçüt belirlenmiştir:

•    dengeli bir kendi değerinin farkında olma duygusu
•    kendi bedenine karşı olumlu bir tutum
•    arkadaşlık ve toplumsal ilişkilerde yetenek
•    işlerlikte olan bir çevre ve ortam
•    anlamlı bir iş ve sağlıklı çalışma koşulları
•    sağlık bilgisi ve sağlığı koruyucu önlemlere ulaşabilme
•    yaşanmaya değer bir şimdiki zaman duygusu ile yaşanmaya değer bir gelecek için nedenlere dayanan umut

Waldorf Pedagojisinde bütünsel insanın uyumluluğu, başlıca derslerin ritmik biçimlendirilmesiyle sağlanır. Düşüncede, duyguda ve davranışta özgür insan olmanın ön koşulu sağlıktır. Eurythmie bu sağlığın sürekli kılınmasına yardımcı olur. Şifalı Pedagoji ve Şifalı Eurythmie sağlık bakımından yeni olanaklar sağlar. Bu bağlamda tekil ses devinimleri değişikliğe uğratılarak, yinelenerek uygulanırlar ve bu sayede seçilen sese göre insan organizması üzerinde belli bir etki yapılmak istenir. Burada devinimin yönelimi, dışarıya doğru değil, şifalı Eurythmik ses devinimleriyle uygulayanın kendi organizmasına doğrudur. Rahatsızlığa göre, organ faaliyetinin değişimi ya da biçimsel dönüşümü amaç edinilmiştir. Devinimlerde akıcılık sağlandıktan sonra, üç aşamada amaca ulaşılmaya çalışılır; canlı olanın biçimlendirilmesi, ruhsal olana egemen olma ve bireysel ifade ile dışa vurma.