Antroposofinin Tıp Anlayışı: Çocukluk Hastalıklarının Anlamı

Olaf Koob, tıp doktoru

Hepimizin bildiği gibi, hayatın farklı dönemlerinde farklı hastalıklar ortaya çıkar. Yaşlılıkta meydana gelen romatizmayı veya orta yaşlarda yaşanan strese bağlı kalp rahatsızlıklarını olağan kabul ederiz. Buna rağmen her nedense, sözüm ona çocuk hastalıklarını artık anlamıyoruz veya yaşamın başlangıcının fiziksel krizlerle kuşatılmış olabileceği gerçeğini kabul etmiyoruz. Bazı hususları göz önünde bulundurmak yaşamın başlangıcındaki hastalıkların gizemini çözmede bize yardımcı olabilir.

Gençlik ve yaşlılık hastalıklarını kutupluluklar olarak göz önüne almak, konuyu anlamamıza yardımcı olacaktır. Çocuklukta meydana gelen krizlerde akut ateş, dış kulak iltihaplanmaları ve bulaşıcı hastalıklar ağır basmaktayken, ileriki yıllarda çoğunlukla derinlere gizlenmiş kronik sertleşme veya giderek kötüleyen rahatsızlıklar ortaya çıkar. Hastalık halinde beden ve ruhun ikiliği söz konusudur. İkisinin birbiri içinde var olan uyumluğu birlikteliği sağlığın temelidir. Yeni doğan çocuğun fiziksel bedeni kalıtsaldır ve anne-baba tarafından çocuğun kullanımına sunulmuştur. Beden (yer) ve ruh/tin (gök) belirli bir ölçüye kadar birbirine uyumlanmaları amacıyla yapılmıştır ve bu uyum mücadelesi yaşamın başlangıcındaki akut, ateşli hastalıkları açıklamaya yardımcı olur. Ateş, katı fiziksel bedeni arındırarak, onu bireyselleştirmeye çalışan benlik için daha kolay işlenebilir hale getiren bir araçtır. Hücresel seviyeye kadar bir değişim ve yenilenmeye yol açar. Ateş sayesinde eski ve katılaşmış olan çözülerek yok olur ve ileriki yaşamda bakteri ve virüsler gibi davetsiz misafirlere karşı korunmada yardımcı olabilecek direnç güçleri bilenir. Benliğin büyümek ve gelişmek için ısıya ihtiyacı vardır ve ateş oluşumuna yoğun bir biçimde dâhil olur.

Deri bir nevi temizlik organıdır ve fiziksel/bedensel ve duygusal durumların bir aynasıdır. Beden deri yolu ile içsel uzamlarda reddettiklerini dışarı atar. Kaşıntı veya kızarıklık her zaman için artan kan dolaşımını ve metabolizmanın bedeni “yeniden düzenlemekte olduğunu” ifade eder.

Hastalık bir gelişim sürecini sonlandıran nihai olaydır ve çocukluğun bir parçasının üstesinden gelmenin veya onu geride bırakmanın bir göstergesidir.

Çocuklar ilk yedi yıl boyunca çoğunlukla fiziksel bedenleri ile kalıtsal olan “modeli” dönüştürmek ve geliştirmekle meşgul olurlar.1

Tamamıyla fiziksel çevreleri tarafından emilmişlerdir, öyle ki ta metabolizmalarının derinliklerine kadar her şeyi taklit ederler. Bulaşıcı hastalıklar daha ruhsal-tinsel olarak henüz tamamıyla ele geçirilip egemen olunamamış bir beden tarafından “taklit” edildikleri için bulaşıcıdırlar. Kişi güçlendikçe, dış dünyayı daha az taklit eder hale gelir ve bulaşıcılık tehlikesi azalır. Kişi kabuğuna çekildiğinde veya güçsüzleştiğinde korku, bulaşıcılık riskini arttırır.2

Çocuk hastalıkları beden üzerinde değişiklik yaparak onu, içine yerleşen benliğe daha yatkın hale getirir. Artık dışsal kişi (beden) ile içsel kişi (ruh/tin) arasındaki uyumluluk daha fazladır. Çocuk daha sabit ve sarmalanmış hale gelir. Ateş süreci, her annenin de tanıklık edebileceği üzere, çocuğun tabiatında var olan zayıflıkları, kronik soğuk algınlıklarını, yatak ıslatmayı ve ruhsal problemleri giderir. Semptomlar her zaman baskılanmamalıdır, çünkü genellikle sonradan daha farklı veya ağır biçimde tekrarlanırlar. Anne-baba ya da doktor olalım, çocuk hastalıkları, beden ve ruhun dilini ciddiye almamız ve bedende bir kriz olarak ifade edilmek istenene engel olmamamız için bize bir uyarıdır. Doğru şekilde üstesinden gelinen bir hastalık, yetişkinlik sürecinde sağlık olarak geri dönecektir çünkü ruhun beden ile verdiği mücadeleler her zaman için artan dayanıklılıkla sonuçlanır.

1R.Steiner
2Paracelsus

—————————————————–

Ateş

Wiep de Vries, RN

Pek çok çocukluk hastalığı ateşle birlikte baş gösterir. Ateşle ilgili bazı “gerçekler” şunlardır:

*Bir çocuğun ateşi hızla değişebilir ve bir yetişkinden daha geniş bir oynama aralığı vardır.
*Ateş normal koşullarda 35,8 ila 37,4 derece arasında olabilir. Yemek ve faaliyetler sırasında artar.
*Ateş, pirojenlerin (ateş arttırıcı bakteri proteinleri) salgılanmasına karşı bir tepkidir ve bu sebepten ötürü artan bir savunma halinin ifadesidir (bakteri ve virüsleri yok etmek için artan lökositler)
*Yüksek ateş, vücudu uyararak salgılamaya ve boşaltım ve dışkılamaya yardımcı olur.
*Havaleler ancak ateş çok hızlı yükseldiğinde meydana gelir.

Ateş bir banyo süngeri ile uygulanan ılık su ile düşürülebilir. Burada önemli olan, ateşi düşüren şeyin suyun ısısı değil, buharlaşması olduğunu bilmektir!
Eğer ateş üç günden uzun süre devam ederse veya aşırı yükselirse lütfen bir doktora başvurun.

 

Türkçesi: Hande Başaran

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir